“MacMahon Kışlası” nam-ı diğer Taksim Stadı.

Osmanlı padişahlarından 3.Selim tarafından 1800’lü yılların başında inşaatı iki yılda tamamlanan kışla, zamanla spor organizasyonlarına ev sahipliği yapmaya başlar. Stadyum sadece futbol karşılaşmalarına değil, her türlü spor müsabakasına da ev sahipliği yapar. Gerçekleştirilen ilk spor organizasyonu da 1909’da Kurtdereli Mehmed, Filiz Nurullah, Macaristan’dan Çaya ve Rusya’dan Baradonot isimli pehlivanların katıldığı profesyonel güreş müsabakası olur. İlerleyen zamanlarda da Cuma ve Pazar günleri Beyaz Rusların bahislerini oynandığı at yarışları düzenlenir.

Gel zaman git zaman stadyumun yeri Dolmabahçe sahile kadar iner. Ama bölgede varlığını korumaya da devam eder. Yok olup giden birçok şeye karşı o yok olmamak için direnir. 2013 yılında yenilenmek için yıkıldığında da yerine yenisi yapılmayacak diye de taraftarın yüreğini ağzına getirir. Neyse ki korkulan olmamıştır. Stadyum aynı yerine inşa edilmiştir.

Dönemin padişahı olan Abdülhamit Taksim’de bir müze açmayı hayal eder. Ülkemizin kanayan yaralarından biri olan müzecilik o günlerde hiçte sıkıntılı olmayan bir meseledir. Bunu da 2.Abdülhamit döneminde Saray ressamı olan Faustro Zonaro’nun “Abdülhamit’in Hükümdarlığında Yirmi Yıl” adıyla yayımlanan hatıralarından bir bölümde öğreniriz:

“Komisyonun öbür üyeleriyle beraber, görkemli Müze binasının yapılacağı alanı incelemeye gittik. Harika iki alan vardı; biri Nişantaşına giden yolun sağında, kışla ardındaki Ermeni Mezarlığı; ödürü, halihazırda silahhane olarak kullanılan Taşkışla’nın karşısında, taşlık yolu üstündeki, bütün Nişantaşı’na hâkim olacak yerdi.”

İşte Taksim bölgesinde müze kurma düşüncesi 2. Abdülhamit dönemine kadar uzanır. Hatta ve hatta müze binası için bir yarışma bile yapılmıştır. Mimar Vedat Tek’in birinciliği kazandığı yarışmada yapılması düşünülen müze ne yazık ki İstanbul’a kazandırılamamıştır.

Takvim yaprakları 10.02.2017’yi gösterirken Abdülhamit döneminde düşlenen müze sonunda gerçekleşir. Taksim’e bir müze açılır. Beşiktaş Jimnastik Kulübü, yeni stadı Vodafone Arenanın tarihi 19 Mayıs kapısından girilen yere iki kat üzerine yayılmış 1650 metrekarelik bir alanla Türkiye’nin en büyük “Spor Müzesi”ni Türk halkına armağan eder.

Tüm spor sevenlerin gidip görmesi gereken Spor Müzesinde 100’e yakın kupa ve 200’den fazla forma, top, krampon, belge, plaket, şilt, bayrak, flama gibi nesnelerden oluşan koleksiyonunun yanı sıra film, fotoğraf ve spor kitaplarına, spor yayınlarına erişmek mümkün.

Paylaş

İstanbul Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Spor Gazeteciliği mezunu