Tam 10 senedir ülkemizi Rusya’da temsil eden ve geçtiğimiz aylarda muhteşem bir törenle 20 yıllık futbol kariyerini noktalayan Gökdeniz Karadeniz, Fanatik Gazetesi’nden Serhat Demirtaş’a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Trabzonspor’un sembol isimlerinden birisi olan Gökdeniz, Rusya macerasından, Avrupa’daki futbol anlayışına, Trabzonspor anılarından, yaşadığı ilginç anlara kadar birçok konuyu anlattı. Şimdi söz sırası Gökdeniz Karadeniz’de… Trabzonspor’da, Trabzonlu olmak dezavantaj mı? Evet, dezavantajı var. Ama bu bizim insanımızın bize olan sevgisinden. Sanki Trabzonlu futbolcular, onların ailesinden gibi oluyor. Ev halkı gibi… Yani bizi rahat eleştirebiliyorlar, bağırabiliyorlar. Üzülmüyor değil insan. Abdülkadir ya da Yusuf 2 maç kötü oynasa onlara da sert eleştiriler olacak. Çünkü onlardan fazla şey bekleniyor. Baktığınız zaman Rusya’daki sevgi, saygı daha farklı. Rubin Kazan’a gittikten sonra ihmal edildiğini düşünüyor musun? Evet, ihmal edildiğimi düşünüyorum, sanki biraz arka planda kalmış gibi… Ama sonuçta artık geçmişte kaldı. En uzun süre yurt dışında oynayan oyuncu benim. Ya da orada büyük başarılar elde ettim, ödüller aldım. Bunların Türkiye’de daha çok gündeme gelmesi gerekiyordu. Sence medya olarak sana haksızlık yapıldı mı? Haksızlıktan çok kopukluk olduğunu düşünüyorum. Yani uzun yıllar uzakta kaldık ve iletişim problemleri oldu. Mesela Rusya’da benim veda maçım oldu. Daha önce orada öyle bir şey olmadı. Çünkü Ruslar henüz bilmiyor. Ama benim kulübüm bana göstermiş olduğu hem sevgiden hem saygıdan dolayı böyle bir şey yapıldı. Bildiğiniz gibi benim formam müzeye kaldırıldı, emekli edildi. Rusya’da, Gökdeniz değil de Türk futbolcu diyorlar. Ben orada Türkiye’yi temsil ediyorum. Benim orada yaptığım her türlü başarı Türkiye’ye geliyor. Yani kısacası ortada bir kopukluk var. İnşallah bundan sonra olmaz. Kırgınlığın var mı? Ben şu anda bile Trabzonspor’a en fazla bonservis kazandırıp, giden oyuncuyum. Belki Abdülkadir, belki Yusuf bizi geçer onu bilemem. Ben giderken hiçbir yönetici havaalanında yoktu. Keza taraftar da yoktu. Belki taraftarın haberi olmadı, apar topar bir gidiş oldu ama insan orada bir uğurlanmayı bekliyor. Çünkü sen normal bir futbolcu olarak gitmedin. O zamanki şartlarda Türkiye’nin en iyi parasını kazandırarak gitmiştim. 9 milyon euroya gitmiştim. Şu an için bile 9 milyon euroyu ciddi olarak görüyoruz ve 10 sene öncesinden bahsediyoruz. Futbolu bırakıyorum ama Trabzonspor’dan bir açıklama olmuyor. Bu insanların gönül bağı olduğu bir yer ile ufak da olsa tebrik mesajı bekliyorsun. Çünkü ben oraya Trabzonspor’lu Gökdeniz olarak gittim ve orada 61 numarayı temsil ettim. Onun kırgınlığı var ama o kadar da önemli bir şey değil. Çünkü Trabzonspor, bizimkulübümüz, camiamız. Ne zaman ihtiyaçları olursa seve seve gelir, yardımederiz. ‘Vefasızlık ve nankörlük…’ “Ben de Trabzon’dan düzgün ayrılmadım. Yapılan aslında çok şey var da bunların hepsi burada söylenmez. Hem vefasızlık ve nankörlük… Bu konu hakkında daha fazla şey konuşmaya gerek yok. Oradan ayrılırken herkes ağladı. Burda olsaydım böyle güzel bir veda yapamazdık. Bizim sahip çıkamadığımız kadar sahip çıktılar. Biz de Türk halkı olarak yavaş yavaş bunu benimsememiz gerekiyor.” ‘Trabzon’da hazine var’ Trabzon nasıl görünüyor. 10 yılda neler gördün? Trabzonspor, şu anda zor bir dönemden geçiyor. Bakıyorum da taraftar, başkan, herkes destek olmaya çalışıyor. Bakalım bu zorlu süreç nasıl geçecek? Çünkü Trabzonspor, bir kulübün veremeyeceği paraları veriyor futbolculara. Trabzonspor, futbolculara 3-4-5 milyon Euro veremez. Trabzon’un elinin altında hazine var. Yusuf’u oynattın, Abdülkadir geldi. Abdülkadir’i oynattın arkasından başka birisi gelecek. Şimdi zaten sponsorların var. Ki Trabzonspor’un sponsor bulmama gibi bir ihtimali yok. Artık borçların temizlenmesi lazım. Kulüpler profesyonelce yönetilmiyor. Her kulübümüzün dünya kadar borcu var. Gençler için Ağaoğlu doğru isim’ “Yusuf’a ve Abdülkadir’e akıl verecek ve doğru yönetecek insanlar var. Bir kere Ahmet Ağaoğlu bu açıdan çok doğru. Sporcunun içinden gelmiş. Nasıl insan geliştireceğini de biliyor. Bence onlar için çok artı. Abdülkadir’in bence bu sene gitmemesi gerekiyor. Bu kulübün maddi şartına uyar, çok önemli gelir getirir o zaman satması gerekir bir şey diyemem. Ama 1-2 sene sonra Abdülkadir, bence daha fazla rakamlara satılabilir. Daha çok genç.” ‘Son duraktan bir önce’ “Yurt dışından da oyuncu alırken, genç, yetenekli, pahalı oyuncular almamız gerekiyor. Ligimizin kalitesi geçen sene iyiydi ama bu sene daha iyi olması gerekiyor. Şu anda son duraktan bir önceki lig olabiliriz. Son durağa gidecekler direkt Katar’a gidiyor. Bu yüzden son duraklardan biri sayılabiliriz.” ‘Türkiye’de kalsaydım 5 sene önce bırakırdım’ Bizim bilmediğimiz ne var Rusya’da? 10 sene boyunca nasıl kaldın? Aslında Ruslar soğuk insanlar. Yani aralarına çok fazla insanı kabul eden bir toplum değil. Benim orada kazanmış olduğum başarılar, göstermiş olduğum saygı sonucunda beni çabuk bir şekilde içlerine aldılar ve beni onlardan biri gibi kabullendiler. Ancak orada şöyle güzel bir durum var. Bir şeyi abartılı olarak sevmiyorlar. Çok iyi oynasan bile ‘İyi oynadın’. Kötü oynarsan ise ‘Bu maç kötü oynadın. Önümüzdeki hafta iyi oynayabilirsin’ diyorlar. Ama bizim toplumumuz, 2 maç iyi oynadığınız zaman göklere çıkartıyor. 2 maç kötü oynadığın zaman da yerin dibine sokuyor. Günlük yaşıyoruz ve sevincimiz de üzüntümüz de inanılmaz abartılı Rusya’ya nasıl alıştın, nerelerde zorlandın? Rubin Kazan’a ilk gittiğimde 5 yıllık bir imza atmıştım. 5 yılı bitirip ülkeme dönme gibi bir düşüncem vardı. İlk gittiğimde çok zorlandım çünkü Mart’ta gelmiş Mayıs’a kadar güneş görmemiştim. Hep gri bir hava vardı. Türkiye’de alışmışız, güneşe ve sıcağa. Bu beni çok zorladı. Bir de takımda el üstünde tutuluyordum. Tamam, belki onlarda tarihlerinin en iyi transferiydim ama baktığınız zaman insanlar bir şey görmek istiyor. 6 aylık periyodum zor geçti. Bundan sonra hem benim performansım hem de takımın iyiye gitmesi bu süreci daha rahat geçirmeme sebep oldu. İlk sene şampiyonluk, ikinci sene şampiyonluk, Avrupa’daki başarılar… 5 sene çok güzel geçti ondan sonra hem benim hem de takım olarak kötü dönemlerimiz oldu. Ama 10 yıllık süreci dolu dolu yaşadım. Geriye baktığım zaman iyi ki Rubin Kazan’a gitmişim diyorum. Bu süreçte transfer teklifleri aldın mı? İlk 3 senemde isteyen takımlar oldu. Hem Avrupa’dan hem Türkiye’den teklifler geldi. Hem Trabzonspor’da hem de Kazan’da 10 yıl oynadım, bu herkese nasip olmaz. Rubin Kazan’a eğer bir gün gelirseniz ve Gökdeniz Karadeniz derseniz efsane derler. 61’i de öğrendiler. Benden sonra bazı şeyler değişmeye başladı. Kazan’ın plaka numarası 116 diye geçiyor ama 16’yı giyiyorlar mesela. 61 giymek isteyen çok oldu. Avrupa’da başka bir yerde oynasaydım daha farklı olurdu diyor musun? Demiyorum çünkü bu benim kararımdı. Rubin Kazan’da 10 sene oynadım, belki başka kulübe gitsem bu kadar uzun süre oynayamazdım. Bu kadar başarılı olamazdım. Yani baktığınız zaman ortada çok önemli ödüller var. Liyakat nişanı bu zamana kadar Türkiye’de hiçbir futbolcuya verilmemiş yurt dışında. Formanın müzeye kaldırılması… Bundan sonraki yıllarda 61 numaralı formam müzede kalacak, Tataristan Devlet Müzesi’nde. Keza formam yine Kazan Arena’ya asıldı, devamlı orada kalacak. Liverpool maçında kareografim yapıldı, çok gurur verici bir şey. Rus takımı, seni komutan olarak seçiyor, sen bir Türksün, seni orada lider olarak seçmişler. Çok gurur verici bir olay… Türkiye’de kalsaydın sence nasıl olurdu? Türkiye’de kalsaydım bu sistemin içinde belki 33-34 yaşında futbolu bırakırdım. Sistem derken mesela 3-4 maç kötü oynadığın zaman hemen yaşlı sınıfına giriyorsun. Ancak dik başlı olup da futbola devam eden futbolcular var Türkiye’de. Aslında dik başlıkla alakası yok. Belki benim karakterimle alakası var. Biz biraz nankörüz, özellikle futbolda… Çünkü çabuk unutuyoruz. Birçok efsane isim var Türkiye’de, ismi kulüple özdeşleşmiş. Bana yapılan veda gibi yapılmadı mesela Kazan’da. Onlar bir vefa, saygı ve sevgi gösterdiler. Bir de benim kulübün içinden ayrılmamı da istemiyorlar, şu anda bile… ‘Türk futbolu geriye gitti’ Rusya’dan bakınca Türkiye nasıl görünüyordu? “Futbolumuz geriye gitti. Ya da ne bileyim, mehter marşı gibi… 2 ileri 1 geri gidiyoruz. Sonuçta Türkiye’de ‘Kaliteli bir ligimiz var’, ‘Geçen sene 4 takım şampiyonluk potasındaydı’ gibi söylemler oluyor. Son iki sezondur da genç ve yetenekli iyi futbolcular çıkıyor. Avrupa’ya da gitmeye başladılar. Ama ondan önceki senelerde lig, oyuncu yetiştirme ve milli takım olarak iyi gözükmüyordu. Mesela Türk Milli Takımı’nın Rusya’daki Dünya Kupası’nda olması gerektiğini düşünüyorum. Bu da gösteriyor ki ne kadar insanlar yeni yapılanma içinde olduğumuzu söylese de öyle bir şey yok. Belki şimdi yakalayabilirler, Lucescu ile beraber ama sabredersek. Futbolda da her şey günlük, yıllık değişmiyor, yatırım yapmanız gerekiyor. 5-10 yıllık periyotlar ile bu işe girmen gerekiyor. Ama 1-2 sene başarılı oldun oldun, olamadın güle güle mantığı ile yaşıyoruz. Umarım bundan sonra yaşamayız. ‘Vefa göstermiyoruz’ “Rusya’da vefa çok önemli… Bana düzenledikleri veda töreni bir yabancı oyuncuya, Türk futbolcuya yapıldı. Demek ki ben orada çok büyük şeyler yapıp sevgi ve saygı kazanmışım. Onlar da vefasını gösterdiler. Ama biz bunu Türkiye’de oyunculara gösteremiyoruz. Doğru ayrılamıyoruz. Ne Trabzon, ne Beşiktaş, ne Fenerbahçe ne de Galatasaray… Mesela Alex. Fenerbahçe’de tarihe baktığın zaman son yılların en başarılı yabancı futbolcusu. Ama giderken doğru gönderilmedi.”  

Kaynak: MILLIYET.COM.TR